Kayıtlar

Cam çiçeğim 🥀

Resim
Ben bu akşamların hep sabahı vardır diye uyanırım. Bilemezsin renksiz hayatın bir gün cam kenarından sana el sallar. Aylarca suyunu döktüğün çiçeğin sana göz kırpar o an o kadar sevinirsin ki emeğinin karşılığı sadece çiçektir halbuki  Sen benim cam çiçeğimdin her gün bakmaktan bıkmayacağım cam çiçeğim..  Ne oldu biliyor musun ben bir anda büyüdüm biliyor musun bazen saçımı severdin ben uyurken o saçlarım bem beyaz oldu Seni elbette unutmadım unutamadım çünkü sen benim koşulsuz sevgimdin başıma ne gelirse gelse cözenimdin. Benim dağlarımın çiçekleri de soldu   Gün yüzü görmemiş çiçeğim benim koşulsuz koşuşlarım sen beni kalbinden doğurdun nasıl unuturum unutamammm  Kimseye ah etmedim ama beni senden ayıran feleğe sitem ediyorum. Gidecek başka kapım olmadığını  öğreten feleğe.. Bağarmıştım ya hani sen bensiz nereye gidiyorsun diye ahh işte cam çiçeğim sen bensiz gittin..  En çokta hasta olduğum zamanlarda özlüyorum seni bana ciğerden yanan Bi tek sen va...

Kız çocuğumu parka götürdüm

Resim
İçe çektiğim bir kız çocuğum var benim... Çocukluğu parklardan geçmeyen saçları hep kulak hizasında olan huzuru sadece annesinin kollarında arayan. Hemen hemen büyümenin huzursuzluğunu taşıyor olmasıydı benim kızım.. İçimde bir kız çocuğu var ve ben onun büyümesi için elimden ne geliyorsa yaptım. Olmadı ama olamadı büyümeyi hiçbir zaman kabul edemedi etmek istemedi.  Çünkü çocukluk nedir bilmedi hiç uçurtma peşinden koşamadı Gökkuşağı altına girmeye çalışmadı.  Erken büyümek zorunda kalan benliğimin altında pijaması delik saçları erkek saçı gibi olan elleri ekmek gibi minik yüzünde sürekli hüzün taşıyan bir kız çocuğum var benim.. Acıyla birebir tanışmamış insanları tanıyamamış hep o yokuş başlarında ki taşa koşan ama her defasında nefesi yetmeyen kız çocuğum Sevmeyi sevmek sanan  Aşkı tatmamış vicdanı ile varlığı arasında salıncak kurup gökyüzüne bakıp akıl almaya çalışan bir kız çocuğu Camekan'ın içinden kırmızı papuca aşık olmuş çocukluğum var benim. Hiç o ayin başı g...

Eve dönmekten ibarettir hayat

Resim
Yola düşenin halinden anca yolda olanlar anlarmış Bu demek değildir ki yolda olmanın asfalt sıcaklığını ayak tabanında hissetmek.  Tabanlardan ziyade iç kaburgamın yanıp yapıp tekrar var olduğuna cok defa şahitlik yaptı bu beden. Ama artık eskisi gibi gülemiyorum. Kahkaha atmam sahteleşti. Öte yandan ciğerime sığmayan olaylar yaşandı diğer yöne bakınca da etrafım sankii yaprak edasıyla bıçak üzerinde yaşıyorlar. Gidecekler mi korkusu yaşadım belli bir süre sonra dedim ki vera bırak hayatta böyledir zaten. Bazen senin bile gücüne ihtiyaç duyar o ağaç ağacı gövdesinden tutup silkelemeyi öğretti yaşam bana. Tüm gücümle gökyüzüne bakıp sanki yarın yok olacak gibi ebedi olan evime gidecekmişim gibi yaşıyorum zira içim kırgın ve yorgun saçımdan tutunda kaburga kemiğime kadar kırılmış hissediyorum.. Büyümem sandığım her noktaya tek tek atış yaptım. O döşemelerin üzerine bağdaş kurup oturdum. Artık şunu yapamam da demiyorum yapıyorum ve yapmaya da devam edeceğim çünkü ben sürecin bir parç...

Üzüm sultan

Resim
Sol kanat gerçekliği varmış.. Sol kanadından kırılırsa hiç bir kuş uçamaz yaralarının iyileşmesini beklerlermiş. Zaman onlara çok iyi gelirmiş zamanla kapanır az da olsa uçmaya başlarlarmış.. Uçmaya başladım anne düşüne biliyor musun sen 1 yıl 2 gündür yoksun. Çıkılmaz o kapıdan çıkıp gittin. Ne o kapıya bakabiliyor nede görebiliyorum. Ama senin ciğerim de taşıyorum. Öyle bir boşluktan çıktım ki sanki oradasın gibi oracıkta ama ben kusurlu biriymişim gibi dokunamıyorum sana... İlk dönemler o kadar zordu ki bana aldığın herşey tek tek gözüme geldiler. Kırıp dökmek istedim yok etmek istedim ama savaşım kendimleydi seninle zerre alakası yoktu. O kadar çok boşluğa atladım ki.. Yağmurlu bir gece de gidecek hiçbir kapım olmadığın da ağladım düşüp bir yerim kanadıgında da iki katı fazla ağladım ben kendime değil sana ağlamıştım en çok. Ayın 21 günü gelecek diye o kadar çok korktum ki o geceleri hiç uyuyamadım. Bana öğrettiğin herşeyi yapınca dedim ki neden peki neden beni inşaa ettin..  B...

Ateş

Resim
Yanmanın eşiğine değil de sanki beşiğine düşmüş gibiyim. Bu nasil bir iç sancı bilmiyorum tek bildiğim şu ardıç ağacıyım ve gerçekten içten içe yanıyorum. Kendimi değersiz yargısız boş bir kitap gibi hissediyorum. İyi olacak mıyım bilmiyorum yarın için plan yapmıyorum yapamıyorum çünkü ben hayata 5 parmağımla tutunmayı bıraktım diğer 5 parmağım kırık zaten.. Sayısız sigara içmeye başladım karanlıktan korkarken karanlığın içine bağdaş kurmayı başardım. Nasıl olurda böyle olur anlam veremeyen de kendime kurduğum ilk cümle şu oldu ... Ateşle tanıştın tanışmak zorunda kaldın. Ama bu ateş o ateş değil yollarımın devamında güzel çiçekli yollar olacağına da inanmadım Gitmek mi kalmak mı dersin cümlesinin tam ortasında sigara yakıyorum şuan bilmiyorum inanın hiç birşey bilmiyorum Yudumladığım kahve fincanına uzun uzun bakıyorum sonra diyorum ya sonrası neredesin kiminle baş ediyorsun heyecanını bir kitabın arasında gül niyetine kurutamazsın diyorum. Sonrası yine o kuruyan g...

Annemi sakladım..

Resim
Kardelenlerin suçu kar yemek midir?  Benim annem kardelen gibiydi yalnızca kârdan değil herkesden almıştı hayat darbesini. Belki de onun için çiçeklerini çok seviyordu biliyor musunuz kokmuyordu o çiçekler. Ama iddia ediyordu menekşesi bile kokuyordu ona göre. Galiba şuan yeni yeni anlıyorum senin menekşen kokuyormuşta ben anlamak istememiştim.. Hayat kavgan bitti doğmamış çocuklarına hayatında hiç up uzun bakmadığın o denizlere kavuştun. Bir serçenin kafesinden uçuşu gibi uçtun benden. Ve en önemlisi de neydi biliyor musun beni hayatla baş başa koyabilecek kadar güçlü kıldın beni. Beni tıpkı bir çamur gibi yeniden inşaa ettin. Hiç uzun uzun bakmadın o gün elimi tutmadın yüzüne bakıp ağlarken ağzını açıp tek kelime bile çıkmadı ağzından..  Karşıda babanı mı gördün?? Senden çaldığı gençliğini mi? Kalbinden doğurupta rahminden doğurmadığın çocuklarını mı?? Kimler tuttu da elinden o gün serçe gibi kafesten alel acele gidiverdin..  Hayattan ne anladın sen ?? Ne geçti ki eline...

Su sızacak yerini bulur

Resim
Dudağının iki kenarında bir hüzün taşımalı insan. İki parmağının arasında ki kalem eksik olmamalı hüznünü konuşamayan insanlar yazmayı tercih ederler. O yüzden aşk şiirleri var o yüzden hudutsuz sevdalar filizlene bilmeyi öğrenmişlerdir.  Biz filizlenmenin kutsallığından faydalanmadan gidecek olmanın hüznünü taşımak zorundayız. Zira sevgi sevda kavramını neresinden tutarsak tutalım elde edemeyecek olmanın burukluğu var ciğerimizde. Ciğer dediysemde Kadıköy kedileri görse burnunu kıvırır. Üzdük kırdık yok ettik üstelik bunu orta Yaşın en başında yaptık. Ondandır belki sizin sikindirik aşk caddelerinden geçemiyor olmamız. Orta yaşımın orta göbeğinde olmama rağmen el ele gezen sevgi yumağı insanlara bakıp iç geçirmem. Geçiremem çünkü ben o trene binmeye kendi ayaklarımla geri geri adımlar atarak Red ettim. İşte orada anladım ben ne kadar taşaklı ruhum olduğunu. Ciğerimi çamaşır suyuna yatırmayı göze almış birisinin insanların özenle baktığı iki kişilik yokuşlu yollarına izzetle özenme...