Ateş
Yanmanın eşiğine değil de sanki beşiğine düşmüş gibiyim. Bu nasil bir iç sancı bilmiyorum tek bildiğim şu ardıç ağacıyım ve gerçekten içten içe yanıyorum.
Kendimi değersiz yargısız boş bir kitap gibi hissediyorum. İyi olacak mıyım bilmiyorum yarın için plan yapmıyorum yapamıyorum çünkü ben hayata 5 parmağımla tutunmayı bıraktım diğer 5 parmağım kırık zaten..
Sayısız sigara içmeye başladım karanlıktan korkarken karanlığın içine bağdaş kurmayı başardım. Nasıl olurda böyle olur anlam veremeyen de kendime kurduğum ilk cümle şu oldu ...
Ateşle tanıştın tanışmak zorunda kaldın. Ama bu ateş o ateş değil yollarımın devamında güzel çiçekli yollar olacağına da inanmadım
Gitmek mi kalmak mı dersin cümlesinin tam ortasında sigara yakıyorum şuan bilmiyorum inanın hiç birşey bilmiyorum
Yudumladığım kahve fincanına uzun uzun bakıyorum sonra diyorum ya sonrası neredesin kiminle baş ediyorsun heyecanını bir kitabın arasında gül niyetine kurutamazsın diyorum. Sonrası yine o kuruyan gül ben oluyorum
Bu aralar kolumun kırılmasını isterdim kol kırılınca bir şekilde iyi oluyor ama ruh öyle değil tıpkı götünden delinmiş çay bardağı misali ruh sıcaklığın sonunda soğuğa kucak açınca kapıda kalakalmış kedi yavrusu gibi hissetdiriyor..
Çok okuyorum bu aralar çok izliyorum halbuki ben film izlemem çokta sevmem varsa yoksa okumak benim amacım ne okuya bilirim ne kadar okuya bilirim neyi bilebilirim savaşı bu..
Bildikleriminde bir değeri kalmadı sanırım ruhsuz bir dönemin öpücüğünü kaybetmiş bir andavalı gibi kaldım. Ben kimseye özlem duymazdım özlemeyi öğrendim demek ki diyorum özlem varmış..
O ruhumda varmış herkesin ruhunda bir çukur vardır. Benim ki kapalı mezarlık
Bebeğimin mezarına da gidiyorum şey galiba yeni yeni kabullendim onun yokluğunu zira ben o ilk bir hafta onun geleceğini düşündüm telefonu bırakırım gelir o illa ki dedim
O ilk gece o morg da ben bahçede gökyüzü izlerken sabah gelir dedim
İnsan beyni ne kadar da çetrefilli böyle. Beni orada kandırdı gelecek sandım gelmedi 2 buçuk ay oldu hâlâ da gelmedi bunu sabaha karşı uyanıp uyanıp sigara yakmaya başladığım anda fark ettim
Sanırım bir daha hiç gelmeyecek. Sonsuz oldu o sonsuzluğa tohum oldu bir bitkiye vitamin oldu toprağa kardeş oldu karıncaya ev oldu
Peki ya bana ???
Çok gülüyorum kendime bazen unuttum sanıyorum bir kahkaha patlatıyorum sonra dudağım iki yana bükülmüş ağlak buluyorum kendimi..
Ağlayamıyorum ki ağlasam herşey biter gibi hissediyorum ağlayınca rüyama gelmez diye korkuyorum. Neticede hemen hemen Hergün görüyorum onu
Fırsatım olsaydı kokusunu fesleğen niyetine saksıya da dikmek isterdim çünkü o çok duru kokuyordu. Kardeşim bir cümle kurdu saatlerce ağladım o cümleye. Sana sarılınca onun kokusu geliyor kimsin ki sen dedi
Bende hayal meyal hissediyorum onun benim yanımda olduğunu bu kadar derin yangınların arasında hissiyatıma güveniyorum..
Çünkü ben onu kaybedeceğimi orada hastanede ona bakarken ağlarken anladım. Başımı ensesine koyup ağlarken anladım göz yaşlarımla saçını ıslatırken anladım..
Hislerime inanırım güvenirim onlara ben o odadan çıkarken arkamı dönüp iki elimi havaya kaldırıp elimden birşey gelmiyor dediğim de anlamıştım
Oda anladı ki ben odadan çıkınca gitmek istedi
Ama ben gördüm onun o buz gibi yüzünü hiç aklımdan çıkmıyor hiç hafızamdan silinmiyor o sahne..
Hayat giden için mi zor kalan için mi derseniz
Kalan ardıç ağacı gibi yanmaya devam ediyor
Eğer bir gün olurda rahmimde bir filiz yeşertirsem o sen olacaksın.
Ben seni doğuracağımmm
Yorumlar
Yorum Gönder