Sevda kuşun kanadında
Bana güzelliği tarif edecek şeyler çok az olmaya başladı bu aralar. Hâlâ dolu dolu sevip kitap okuyorum. Ha birde blog yazma derdindeyim. Hep böyle kalmayacağım okuduğum kitapların kelime dağarcığıma tecavüz etmesini istemem. Biriktirilmesi gerekir diye düşündüm hep. Ben kendimi bildim bileli yazarım. Kötüdür cümlelerim belki ama yinede yazarım. Ağız dolusu sevdaların yerini cümlelerim doldurur ara ara. Bir takım dertlerin arasında sokakta ki o sessizliğin sokak lambası etrafında sevişen cırcır böcekleri olduğunu yazmak istedim. Başarıyorum sanırım yazıyorum daha hoyratça daha korkusuz. Daha küfürlü daha açık seçik. Benim tek korkum yanlış anlaşılmaktı. Çocukken pempe ayakkabı giymedigim için galiba lezbiyen doğdum derdim. Sonrası kısacık saçlar aldı yerini biraz daha büyüyünce sudyen askıma asmak istedim benliğimi. Yolu buldum doğru yol herkesin gittiği yol değil benim kendimin oluşturduğu yoldu. Bu yolda baya zorlandım lezbiyen değildim ama mutlu da değildim. Sonra düşledim ki ben her sabah kocasına çay demleyen tuzlu yemeğe patates atan kadın potansiyeli yok. Ben hep kitap dolu bir evde yaşlanmayı hayal etmişim. Ben bir sevdada sitem yapmayı değil rakı içerken ulan gülüşüne kurban olurum demeyi istemişim. Benim gittiğim yol yol değilmiş demek istemedim. Ben bu yolda ensemden çalılara takıldım. Ben bu yolda düştüm dizlerimi kanattım ben bu yolda herşeyi göze aldım.
Ben sadece benliğime kocaman sarıldım..
Sevmek iyi edermiş insanları ben yazmaktan beslendim. Sevdim bende tıpkı ahmed arifin leylimi gibi sevdim. Herkes gider cümlesi benliğime kazındı herkes gibi herkes olup gitti....
Mutluluk benim için şuan burada ağaç dibinde dergi okurken altını çizdiğim yerlerin fotoğrafını çekerken turgut yazan yere kuş kanadı düşmesiydi...
En uzun soluklu gülüşünü sergiledim el salladım kuşa..
Yorumlar
Yorum Gönder